ÇOCUKLARIMIZ İÇİN

...
Son 'haklısın' sözcüğünü duymasıyla birlikte, dişiye eskisi denli
sıkıca sarılıp, kanatlarını devinimsizleştirdi erkek. Yere doğru süzülmeye
başlayan iki beden, yelin yumuşacık kolları arasında bazen yukarılara
taşınmakta, bazen, minicik hava burgaçlarına kapılarak yel gülleri bir
dönüş durmakta bazen de bir noktada sanki hiç kıpırdamaksızın asılı
kalmaktaydı. Yeniden yakalanmıştı işte az önce yiten duygusallık.
Erkeğin sıcacık soluğunu tam ensesinde duyabileceği konumu yakalayana
değin, kendini kavrayan bacakların arasında devindi dişi. Yeryüzüne bir
ağaç boyu yaklaştıkları bir anda, tam her ikisi birden kanatlarını
vurmaya başlamışlardı ki, içine doğru kayıverdiğini duyumsadı erkeğin.
Döllenmeye hazır yumurtalarını, ilk kez sıcacık bir sıvı sarmaladı. O
esriklikle, kanatlarını kımıldatmayı falan boşlayıp, baygın bir biçimde
bırakıverdi kendini bedenine dolanmış güçlü bacaklardaki dinginliğe.
Nice sonra, bir makinin dikenli yaprağına konmalarını usulcacık ve
tehlikesizce sağlayan erkek sinek, bitkinin tam dibindeki yaban
sıklameninin pembe taç yaprakları arasına yerleşmelerine de önayak oldu. İncecik
cinsel organı, hâlâ dişinin içindeydi ve dişi istemediği sürece de
birbirlerinden ayrılmaları olası değildi.
Esrikliğini ağır aksak alteden dişi sinek, "Üşüyorum; dedi; "... kapalı
bir yer bulsak mı?"
Bir yandan, "Daha az önce haklı olduğumu söyleyen oydu oysa!" diye
düşünen erkek, öte yandan da kanatlarıyla bedenini, ön bacaklarıyla başını
kesintisiz okşadığı dişinin yakınmalarını engellemeye çabalıyordu
sanki. "Ya şimdi nasılsın?" diye sordu bir süre sonra.
"Daha iyi; ama bir dam altında gecelesek?"
"Ben şimdiye değin hiç öyle yerlerde..."
"Biliyorum; ancak artık sen eski sen olamazsın ki. Döllediğin
yumurtalarımızı ve onlardan çıkacak olan çocuklarımızı düşünmen gerekir artık."
"Buradan daha sıcak yerler de bulabiliriz onlar için. Bu gecelik
kalalım burada. Kendimi bildim bileli yaşaya geldiğim esenliği paylaşmak
istiyorum. Biliyorsun; sen benim ilk..."
...

sayfa 5