ÇOCUKLARIMIZ İÇİN

...
"Ne güzel; bak sıcacık burası; öyle değil mi?" diye sordu dişi harıl,
gürül yanan sobanın borusuna yakın ahşap çatı kirişlerinden birine
tutunmasının ardından.
"Hıı." diye bir ses çıkarttı salt yanıt vermiş olmak için.
"Hadi, surat asma; en güçlü en sağlıklı çocuklar bizlerinki olacak.
Çekinmeyi gerektirecek denli kötü de sayılmaz buralar. Kimileyin kırlara,
çiçeklerin arasına falan gideriz nasılsa."
Artık söze söz ekleme gereği bile duymaz olmuştu. Az önce üstünde
konakladıkları yaban sıklameninin uçarı ve şakrak kokusunu anımsamaya
çabaladı. Gözlerini ışığa, kulaklarını seslere kapatmadan, sıcak odadaki
kadınla erkeğin konuşmalarına bir süre kulak kabartıp, "Siz de bizler
gibisiniz; sonu gelmez tartışmalar!" dedi kendi kendine.
Sabaha değin, örümcek ağlarında umutsuzca çırpındı, kertenkele
ağızlarında dağıldı durdu erkek sinek. Ne var ki, sabaha yakın sıralar gördüğü
düşler denli etkileyici değildi hiçbiri de: Günün ilk ışıkları içeri
sızmaktayken düşlerine kimileyin yapışkan kağıtlarda kollarının,
bacaklarının kopuşu, kimileyin soluksuz koyan zehirli gazlardan dolayı kan
tüküre tüküre ölüşü girince, irkile, sarsıla uyanıverdi. Salt söyleşmekten
kaçındığı için, hâlâ çiftleşmekte oldukları eşi, altlarındaki sobaya
evin kadını odunları yerleştirirken çıkan gürültüyle uyanana değin uzunca
bir süre devinmeksizin bekledi.
"Nasıl da deliksiz uyumuşum." dedi dişi sinek, ön ayaklarıyla yüzünü
temizlerken.
"Ayrılsak mı artık?" oldu ilk tümcesi erkeğin.
"Biraz bir şeyler atıştırana değin içimde durmanda yarar var;
çocuklarımızın sağlığı açısından." deyip, kanatlarını kımıldatma alıştırmaları
yapmaya başladı eşi.
"Ne sıradanmış meğer!" diye geçirdi erkek içinden; "...Neyse ki geldik
sonuna."
...

sayfa 7