ÇOCUKLARIMIZ İÇİN

...
Yorganı aralayıp, yeniden yatmaya hazırlanan kadının kıpırtısıyla
uykusu dağılan adam pek isteklice olmasa da yataktan çıktı, tuvalete
yöneldi. İlkin, uzun uzun işedi, sonra da güçlü ve kocaman avuçlarında
biriktirdiği suyla yüzünü yıkadı. Odaya döndüğünde, daha on gün önce
evlendikleri karısıyla göz göze geldi. Yüzüne günün ilk ışıkları yansımakta olan
genç karısına, "Güneş, aydınlığını bu gözlerden mi alıyor?" diye sordu
gülümseyerek.
Adamın sözlerini duyan erkek sinek, "Ben bu duyguyu bir yerlerden
anımsıyorum." diye düşünüp, kaygıyla başını salladı. O arada dişinin,
"Masanın üstündekilerden tatmak istiyorum." demesiyle tutunduğu kirişi
bırakıvermesi bir oldu. Kapalı bir uzama her ne denli ilk kez girmiş idiyse
de, hiçbir şey erkeğe çekici gelmiyordu. Tek dileği, bir an önce
kurtulmaktı bu açmazdan.
Muşamba serili masanın üstünde, akşamdan kalma birkaç ekmek kırıntısı,
yarı yarıya dolu bir su bardağı, bir kül tablası, iki kahve fincanıyla
bir çay tabağı tembel tembel durmaktaydı. İniş noktaları olarak ekmek
kırıntılarını hedefleyen dişi sinek, ağzı ile dokunduğu hiçbir parçayı
yenilesi bulmayıp tabağa doğru yöneldi. Tabaktan yayılan koku, hiç de
doğal gelmedi erkeğe; "Dokunma o tabağa;" dedi; "... içinde zehir
olabilir."
...

sayfa 8