ÇOCUKLARIMIZ İÇİN

...
"Dışarılarda yaşaya yaşaya, her şeyden kuşkulanır olmuşsun sen de.Benim
iyice beslenmem gerekir çocuklarımızın..."
Dişi sinek, tümcesinin sonunu getirmeyi bile beklemeksizin hortumunu
tabağın içine daldırdı. Ne var ki, sıvıyı emmesiyle birlikte, "ölüyorum;
kurtar beni!" çığlıkları atmaya başladı ardı ardına. Altı bacağını
birden zorlayarak dişiyi geri doğru çekmeye çabalayan erkek ne dişinin
içinden kurtulabiliyordu, ne de kasılıp gevşeyen, oradan oraya sıçrayan
bedenden ötürü kendi davranışlarını denetleyebiliyordu. Daha gün
batarken, birlikte olağanüstü duygular tattıkları bir türdeşinin göz göre göre
ölüp gidiyor oluşu, tanımsız acılara boğmaktaydı erkeği; "Çocuklarımız
için ha?" diyebiliyordu yalnızca ve ardı ardına; "Çocuklarımız için
ha?"
Zorlu çabaların sonunda zehirli sıvıyla dolu tabağın içinden kendisiyle
birlikte ölü eşini de kurtaran erkek sinek, derin bir soluk almaktayken,
yataktaki kadının adam cilveli cilveli fısıldadığını duydu:
"Belimi fazla sıkmıyor musun; neredeyse kopartacaksın."
"Ben bu sözü daha önce duymuştum." diye bas bas bağırdı erkek sinek;
ama adam, değil bir sineği, atılacak bir topu bile duyabilecek durumda
değildi o anda.
Kümedeki diğer sineklerin anlata geldiklerini anımsamaya çalıştı bir
an: Kurtuluş yoktu. Ya kendisi de ölene değin taşımakla yükümlüydü eşini,
ya da o ezgi dolu süreyi kısaltmayı yeğleyecekti. Hiç zaman
yitirmeksizin havalanıp, suyla dolu bardağa değin uçtu. Başını, iyiden iyiye gömdü
suya. Emmeyi kesintisiz sürdürmekte olduğu sıvı hücrelerini
çatlatırken, yataktaki adamın, "Bağışla; seni yitirmekten korkuyorum." dediği
çalındı kulağına. Yaban sıklamenlerinin uçarı ve şakrak kokularını
anımsamaya zorladı kendini.

bitti