Bazı, haftada, bazı onbeş günde bir, bu mektuplar
aracılığıyla birlikte olacağız sizlerle. Denizden 1200 metre yükseklikteki
bir orman köyünün yamacında kaleme alınacak okuyacak olduklarınız.
Nelerden mi söz edeceğiz?
Duygularımızdan, düşüncelerimizden, köylülerden,
boyamalarımızdan... Özünler (şiirler), öyküler falan da serpiştiririz
yazıların arasına belki zaman zaman. Bakarsınız, doğumu yaklaşan
çocuklarımızdan - varsın siz 'Koyunlar' deyin onlara - dem vururuz,
bakarsınız Siyam ve İran kedisi kırması Çıtçıtgöz'den ya da yaşlı
arkadaşı Hanımkız'dan...
Kentlerde 'tükenen' yıllarımıza, anılara da değiniriz
belki arada bir; kim bilir.
Bugün, aylardır kaleme almayı kurduğumuz bir
masalı kağıda dökmek geçti gönülden.
Dilerseniz, bir de isim koyup başlayalım aktarmaya
onu az sonra.
Herkese esenlik ağsın, güzellikler yansısın ikibinbirde.
Safai
ASLIYOK KÖYÜ’NDEN MEKTUPLAR - 35 -
ASLIYOK KÖYÜ’NDEN MEKTUPLAR
ASLIYOK KÖYÜ’NDEN MEKTUPLAR
- 35 -
8 Mart 2004
Bir yalancı bahar merhabası sizlere;
Isındıkça havalar, gerek sorumluluğumuzdaki
canlıların gereksinimleri, gerekse kapıyı tıklatan ekim, dikim yükümlülükleri
artar oldu. Herşey bir yana, ağıldaki kızların doğumları başladı. Şimdiden beş
torunumuz var, buram buram süt kokan! Bu aydaysa, doğumevine dönecek buralar!...