BİR KARINCADAN YANGINA BİR DAMLA SU

 

Safai’nin özgünbaskıları

 

SONER ÖZCAN

 

Yıllardır kerpiçten bir evceğizde ve koyunlar, Kangallar, kedilerle birlikte yaşayan ressam yazar Safai, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi yararına 1-13 Mart tarihlerinde Asmalımescit Sanat Galerisi’nde bir özgünbaskı sergisi düzenliyor.

Sanatçının Ulusal Seferberliği’ne de vargücüyle katılarak, hem özgünbaskıları, hem de akrilik boyamasıyla Ulusal Kanal’a katkıda bulunan Safai ile, sanatçı sorumluluğu ve sivil toplum örgütleri üzerine söyleştik...

 

KARINCA KARARINCA

AYDINLIK- Çeşitli kurum ve örgütler yararına düzenlenen imece sergilere neden katılır sanatçı?

SAFAİ- Dönemin egemeni Nemrût, putları kırmasından ötürü Yalvaç İbrahim’i ateşe atar. Olayı izlemekte olan biri, bir karıncanın, ağzında yarım damla suyla ateşe doğru gitmekte olduğunu görür ve ne yapmaya çalıştığını sorar ona. “Ateşi söndürmek üzere su taşıyorum.” der karınca. Sorar adam: “O dağlar denli ateş, damla damla suyla söner mi sanıyorsun?” Nasıl da görkemlidir yanıtı karıncanın: “Sönmesine sönmez kuşkusuz; ama kimden yana olduğum anlaşılır hiç değilse.”

Buncağız daha boyarlığa ilk adımlarını – adım yerine “fırça…” mı demeliydi yoksa? – atmaktayken “Özgünbaskılar üretip, desteklenesi sayacağımız kurumlar adına da sergileyebilsek keşke onları…” diye düşünmüştük. Bu özgünbaskıların altyapısı, Safai’nin pek de emeği olmadan çıkıverdi ortaya işte o sıralar. Dileğimize olur gelmişti sanki… Biz de, sözümüzü tutabilmek üzere, sıcak baktığımız etkinliklere katkıda bulunageldik birkaçını imece sergilere göndererek: Ulusal Kanal, Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı… Ancak, bir örgüt yararına, ilk kez bir arada sergilenmekte bunlar...

 

“ADI BİLE GARİP ŞU SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ...”

AYDINLIK- “Örgüt” dendiğinde insanların hâlâ çekimser tutum takındıkları bir ülkede yaşamaktayken, Uluslararası Af Örgütü yararına bir sergi fikri nasıl gelişti?

SAFAİ- Yargıların altüst olduğu bir dönem yaşıyor Türkiye. Adı bile bir garip olan şu “Sivil Toplum Örgütleri” anlayışı gelişti gelişeli, ‘örgüt’ kavramının da tadı tuzu kalmadı sanki. Çağımız, post-modernizm çağı ya; ‘örgüt’ anlayışının da ‘post’u çıkartıldı gibi geliyor bize. Kurdukları post-örgütler için çeldikleri “kelle” sayısıyla orantılı parsalar ardında koşuşturanlar böylesine bolken, insanların “örgüt…” dendiğinde korktuklarından dem vurulabilir mi acep?

Gelelim Uluslararası Af Örgütü’nün indimizdeki değerine: Hiçbir örgütün her bir üyesi için tek tek ‘kefil’ olunması, kuşkusuz olanaklı değildir; ne var ki kurumun bütününün bunca yıldır sürdüregeldiği etkinlikler göz önünde tutulduğunda, bu örgütün, yukarıda anılan örgütlerle benzerlik taşımadığını apaçık seziyorsunuz.

 

“İŞİN İÇİNDE İŞ, İSİMLENDİRİLİŞİNDE HİNLİK VAR”

AYDINLIK- Son yıllarda tüm dünyada ve Türkiye’de artan sivil toplum örgütlerinin  etkinlikleri konusunda ne düşünüyorsunuz?

SAFAİ- Baştan da söyledik ya; adı bile garip bir biçimde Türkçe’ye aktarılmış “Non-Governmental Orgnisation”ın! Deyimin doğru çevirisi, ‘Hükümetlerdışı Örgütler’ olması gerekirken, birileri bunu ‘sivil’ toplum örgütleri biçiminde aktarmış dilimize. Ne demek sivil? Asker olmayan! Yani bu örgütlerin asal nitelikleri, ‘asker olmamak’ mı da böylesi bir isim yakıştırıldı hükümetlerdışı örgütlere? İşin içinde iş, isimlendirilişin altında hinlik var. O hinliği de varın siz bulun. ‘Asker olmayan (!) bu örgütlerin hangisi kime hizmet ediyor; bunu uzmanları araştırsın.