Son-Kişotlar, Cardinlar
ve Albino Serçeler

Yerleşimler lağımlara dönüştüğü için miydi 'insan' denen yaratığın son yıllarda daha hızlı 'cardın'laşmakta oluşu? 'İnsan' denen yaratık, son yıllarda daha hızlı 'cardın'laşıp durduğundan lağımlara dönüşmüştü belki onca kent, kasaba.
Yazgı mıydı cardınlaşmak sözde çağcıl (!) insan için? Yerleşimler kirlendiyse boşlayıp da her şeyini - sanki bir Don-Kişot gibi - dağ başında bir yerlere gidemez miydi kişi?
(Aşkın insan imgesini kılavuz edinen adam, arınışı aradığı yamaçlara yöneldi.)

SERGi


Onlar ki Dirime Düşman

  “Kıskandılar kardeşleri, babalarının onu kendilerinden daha fazla sevmesini…” der eski kutsal betikler; “…kıskandılar da bir susuz kuyuya attılar çölde.” Yusuf’u o kör kuyuda bırakıp gider kardeşler. Derken, oralardan geçen bir kervandan birileri bulup Yalvaç’ı kuyudan çıkartır da satıverir Firavun’a üç kuruşa. Sevdalanır Yusuf’a karısı Firavun’un. Onca saraylı kadın, görür görmez vurulur Yusuf’a birer birer. İyi, hoş da, babası Yusuf’u çok sevdiği için mi sevdalanır onca kadın Yalvaç’a? Yoksa Yusuf’un tini, dirim kazanıp ışığa, yoğunlaşıp aydınlığa mı dönüşüvermiştir kiminin vurulduğu, kiminin çekemediği?

SERGi


Son-Kişotlar Son/suzdur

Öykünün bir ucunda aptal bir köy papazı, sıradan mı sıradan bir berber, mürekkep yalamışlığından ötürü her şeyi bildiğini sanan bir okullu, değişimlere düşman bir kâhya kadın, çıkarlarını kollayan bir yeğen, kimileyin özverili davransa da gerçekte mal canlısı bir seyis, hiçbir özelliği olmamasına karşın güzellenen bir köylü kızı ile birkaç dük ve düşes. Her toplumda var olan, Nietzsche'nin deyimiyle 'ayaktakımı', Mevlânâ'nın sözleriyle 'kalabalıklar', kısacası. O renksiz, kokusuz, devinimsiz çoğunluk...

SERGi


Yol Koçaklamaları

Ve bir gün, yalnızca iki dizeden oluşan bir Zen-Budacı özünü (şiiri) altüst etti usunu (aklını) da tinini de (ruhunu da): "Doruğa varan yolu bulmak istersen eğer, İnip çıkmakta olan şu adama soruver." Bu denli kolaydı ha! İyi de, 'inip çıkmakta olan adam'ın doruk saydığı dorukla 'kendi' doruğu örtüşecek miydi bakalım?...

SERGi


"Bunları da mı...?" diye sordu Safai

Gerek '93 Resimleri, gerekse 'Acunsal Erk'ten Yansımalar' adı altında izleyicilere sunulan boyamaların sergi bildirilerinde önemle vurgulanan bir savımız vardı: O boyamaları buncağızın değil, acundaki bir erkin yapageldiğini söylemiş,...

SERGi


Yelgülleri Üzerine Güzellemeler

  Ot minderde oturmakta olan bilge, ak sakallarını sıvazlayıp gülümsedi. Delikanlı aylar önce yine aynı soruyu sormuş ne var ki bir yanıt alamamıştı. Usundaki soruyla ...

SERGi


Üstaşkınlık Övgülemeleri

  Günümüz insanının içinde bulunduğu umarsızlık labirentini tanımlamak değil asal amacı sözümüzün, fırçamızın. Ne onun "İyelendiklerim ve tükettiklerim oranında varım!"(1) diyen çarpık kimliğine ve her iyelendiği özdeğin sonuçta küle evrilmesini görmesine, tükettikleriyle orantılı olarak tükenişini de yaşamasına karşın böylesi bir yaşam biçemini sorgulamayışına değineceğiz, ne de sanal dünyasının ...

SERGi